Olimpos Çamlık Pansiyon

Blog Yazıları

Olimpos Tarih Kokan Bir yerdir

Olympos denizi , doğası ile insanı büyüleyen bir tatil beldesi olmasının yanı sıra tarihçesi ile de dikkat çeker. Mitoloji’de özel bir yeri olan Olympos Dağı ve yine sahildeki antik kent ve kaya mezarları , Musa Dağı’nda bulunan kalıntıları ile her tarafı buram buram tarih kokan bir cennettir.

Olympos’un tarihçesini uzun uzun okumak isterseniz şöyle bir yazı ile sizlere sunalım :

 

Olympos, antik Likya medeniyetinin en önemli şehirlerinden biri olmuştur. Şehrin temelleri eski Helenistik dönemde, MÖ. 300 civarında inşa edilmiştir. Büyük İskender’in fetihlerine ilk başladığı yıllarda kış aylarını, Olympos’a komşu bir liman şehri olan Phaselis’te geçirdiği bilinmektedir.
Olympos’un tarihi kayıtlarda izine ilk defa MÖ. 78 yılında, Sicilya’daki Roma Valisi Servilius Vatia’nın zamanın en büyük korsanı Zenicetes’i deniz savaşında yendiği sene rastlanır. Gemilerini Porto Ceneviz ve Sazak’ın gizli limanlarında saklayarak civardaki tüm kıyı şeridini hakimiyeti altına alan Zenicetes, Olympos’u da kendisine kale yapmıştır. Şehir yeniden Roma hakimiyetine geçtikten sonra “ager publicus” (satışa çıkarılmış veya kiralık olarak verilecek Roma mülkü) olarak ilan edilmiştir.

Korsanların, Pers tanrısı Mitras için garip kurban törenleri ve gizli ayinler düzenledikleri söylenmektedir. Mitras, o yıllarda doğu ülkelerinin birçoğunda yaygın olarak inanılan Pers mitolojisinde saf ruh ve ışık tanrısıdır.

MS. 43 senesinde Likya, Roma İmparatorluğuna katılmıştır. Olympos şehrinin koruyucusu, Yunan Tanrısı Hephaistos için festivaller düzenlenmiştir. İmparator Hadrianus’un MS. 130 senesinde şehri ziyaret ettiği de kayıtlarda yer almaktadır.

Olympos, Roma İmparatorluğu Hristiyanlaşma süreci içerisindeyken bir piskoposa ev sahipliği yapmıştır. 3. yüzyıldan itibaren korsanların sürekli olarak şehre saldırmaları sonucu şehrin nüfusu yavaş yavaş azalmış ve şehir eski önemini kaybetmiştir.

11. ve 12. yüzyıllarda şehir Cenevizliler, Venedikliler ve Rodos Şovalyeleri tarafından yeniden inşa edilmiş ve haçlı seferleri sırasında ticaret limanı olarak kullanılmıştır. Olympos şehri, Osmanlı Donanmasının 15. yüzyılda doğu Akdenizi hakimiyeti altına aldığı sıralarda terkedilmiştir.

Efsaneler & Mitler: Yanartaş/Chimera

 Yanartaş, Tahtalı dağının eteklerinde, deniz seviyesinden 250 m yüksekte bulunmaktadır. Günümüzde, ormanın içerisinde, açık bir kayalık alanda 20 kadar alev bacası vardır. MÖ. 4. yüzyıldan beri yazarlar metinlerinde bu gizemli alevlerden sözetmektedirler. Ateşin bulunduğu yerin yakınlarındaki kalıntılar antik bir Bizans Kilisesine aittir. Bölgede bulunduğu bilinen en eski yapı, Hephaistos’a adanmış olan bir tapınaktır. Günümüzde bu yapıdan geriye çok az bir kalıntı kalmıştır.

Yapılan analizler sonucu yanan gazda bol miktarda metan olduğu tespit edilmiştir. Bu gizemli alevlerin keyfini en iyi karanlıkta çıkarabilirsiniz. Fakat alevlerin olduğu düzlüğe kadar yapmanız gereken maceralı yolculukta yanınızda bir el feneri bulundurmanızda fayda var.

Efsaneler & Mitler: Bellerophon/Chimera

 Yanartaş’ın adı Bellerophon ve Chimera efsanesinde geçmektedir. Korith prensi Bellerophon’un, Argos Kralı Proitos’un karısı Sthenetoia ile bir ilişkisi olduğu iddia edilir. Bunun üzerine Argos kralı, prensi Likya Kralı Iobates’e, içinde prensin öldürülmesi gerektiği yazan gizli bir mesajla gönderir. Iobates, Bellerophon’a, aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu, nefesinden ateşler saçan Chimera adlı bir canavarı öldürme görevini verir.

Bellerophon, Tanrıça Athena’nın yardımıyla uçan at Pegasus’u yakalar. Kurşun uçlu bir mızrakla Chimera’yı ağzından vurur. Kurşun, Chimera’nın alevler saçan ağzında erir ve canavarı öldürür. Iobates, Bellerophon’a ikinci görev olarak vahşi, savaşçı Solymi (Termessian) kabilesiyle savaşmasını emreder. Bu görevi de başaran Bellerophon’a, daha sonra da Amazon’larla savaşması görevi verilir.

Kendisine verilen tüm görevleri başaran Bellerophon, Likya’ya dönüş yolunda en cesur Likyalı askerler tarafından pusuya düşürülür, fakat bundan da sağ çıkmayı başarır ve Likya’ya bir kahraman olarak girer. Iobates, Bellerophone’a krallığının yarısını ve kızlarından birini vererek onu onurlandırır.

Efsanenin başka bir versiyonu, Bellerophone’nun Pegasus’la cennetin kapılarına kadar uçtuğunu, kapının önünde Pegasus’un onu üzerinden attığını anlatır. Bellerophone, yeryüzüne kadar düşer ve tanrılar onu horgörüp hiç yardım etmedikleri için yeryüzünde yapayalnız dolaşmaya başlar.

Günümüzde Olympos

  Olympos, Türkiye’nin güney sahilini kapsayan, Antalya şehrine bağlı Olympos-Bey Dağları Milli Parkının bir bölümünü oluşturmaktadır. Bey Dağları, Toros sıradağlarının batı kanadında bulunur. Karlı tepelerinden aşağıya inildikçe yemyeşil çam ve sedir ağaçları arasından Akdeniz’in turkuaz rengi görülür.

Olympos, bir ören yeri olduğundan dolayı büyük bir turistik merkez olması yasalarla engellenmiştir. Böylelikle bölgenin doğal yapısı korunmuş ve Olympos tüm ziyaretçilerin hoşça vakit geçirdikleri benzersiz bir doğal cennet haline gelmiştir. Antik şehir en son olarak doğa tarafından fethedilmiştir. Şehri gezmek için ormanın içerisinden, vahşi hayatı görerek, çam ve defne ağaçlarının kokusunu duyarak maceralı bir yolculuk yapmanız gerekir. Muhteşem sahil şeridi sadece güneşlenme tutkunlarına ev sahipliği yapmaz… Yaz aylarında büyük deniz kaplumbağaları geceleri yumurtalarını bırakmak için Olympos-Çıralı sahiline gelirler.

en yüksek dağ olan Olimpos dağı, Yunan mitolojisinde tanrıların oturduğu dağdır. Tanrıların kralı Zeus’un meskeni olan Olimpos, Zeus dışında, Yunan mitolojisinin 12 büyük tanrısının evidir. Bu 12 büyük tanrıya, diğer ufak tanrılardan ayırmak için, “Olimpiyan” (Olympian) veya “Olimposlu tanrılar” da denir.Olimpos’da sürekli olarak yaşayan ve her kaynakta Olimpiyan olarak geçen 10 tanrı vardır bunlar:

  • Zeus,
  • Hera,
  • Poseidon,
  • Ares,
  • Hermes,
  • Hephaistos,
  • Afrodit,
  • Apollo,
  • Athena,
  • Artemis’tir.

Bunların dışında, 12’lik Olimpiyan tanrılarından zaman zaman sayılan, zaman zamansa sayılmayan, ve sürekli olarak Olimpos’da bulunmayan 4 tanrı vardır:

  • Hades,
  • Demeter,
  • Dionysos,
  • Hestia.

Hestia Olimpos’daki yerini Dionysos’a bırakarak insanlar arasında yaşamaya başlamıştır. Yer altı ve ahiretin tanrısı olan Hades ise, Çoğu zaman Olimpiyan sayılmasına karşın genelde yer altında yaşadığı için sürekli Olimpos’da yaşamaz. Demeter’in kızı olan Persephone da 6 ay yer altı dünyasında kocası Hades ile yaşar, 6 ay ise Olimpos’da diğer tanrılar ve Demeter’le yaşar. Olimpiyan olarak adladırılabilen bu 14 tanrıyı görevleriyle beraber sıralarsak:

  • Zeus; tanrıların kralı, en büyük tanrı, Olimpos’un ve tanrılar da dahil olmak üzere her şeyin yöneticisi.
  • Hera Zeus’un karısı, evliliğin tanrıçası.
  • Poseidon; Okyanusların, denizler aleminin tanrısı. Zeus’dan sonra gelen 2 büyük tanrıdan biri (diğeri Hades).
  • Hades; Yer altının ve ahiretin tanrısı, ölen insanların ruhlarıyla o ilgilenir, Zeus’dan sonraki en büyük 2 tanrıdandır (diğeri Poseidon).
  • Athena; Zekâ, sanat, eğitim ve savaş tanrıçası.
  • Ares; Savaş ve kahramanların tanrısı.
  • Hephaistos; Ateşin ve demirciliğin tanrısı. Tanrıların demircisidir.
  • Apollo; Müzik, sağlık ve şifa tanrısı.
  • Artemis; Avcılığın ve hayvanların tanrıçası.
  • Hermes; Hırsızların ve yolcuların tanrısı.
  • Afrodit; Aşkın, cinselliğin ve fiziki güzelliğin tanrıçası.
  • Hestia; Evin, ailenin ve ocağın tanrıçası.
  • Demeter; Doğanın, tarımın ve bereketin tanrıçası.
  • Dionisos; Sarhoşluğun ve şarabın tanrısı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Spam Önleyici Soru: